Vefatının 78. yılında Hafız Mehmet Akif Ersoy‘u rahmet ve minnetle anıyoruz.
Bu vesile 2013 yılında yapmış olduğumuz “Hafız Mehmet Akif Ersoy’u en iyi kim anlatacak” adlı “Şiir ve Kompozisyon” yarışmasında dereceye giren Sayın Aynur DOĞAN Hanım efendinin yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
ASİL TERENNÜM
“ İkra!
Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Oku! İnsana bilmediklerini belleten
Kalemle yazmayı öğreten Rabbin
En büyük kerem sahibidir…”*
Ey hafızlar nadidesi, kainatın selamı üzerine olsun!
14 asırlık şehadetin ilk emrine yürek dayayan Mehmet Akif’im… “Oku!” Ölümü uğruna olunan sonsuz kudretin İslam’a asil terennümü. Emir ki demirle kuşanmış ahir zamanın kutlu parçalayıcısı. Ayet ayet sinende ömrüne cem ettiğin Alemlerin Efendisinin emaneti. Emanet cevherin sadık hafızı; Akif’im Arnavut kanlı babanın, Özbek kemikli annenin Medine sevdalısı.
KâlûBelâ’dan, zehir soğuk bir Aralık günü sıcak bir vaha iklimiyle teşrif etti gurbet diyarından. Bu göç nelere gebeydi? Bilinemezdi..İmam babasının kıvanç sancağı. Hayatı ilk olarak mahallerin göbek bağındaki çukurda attı. Yıllar geçtikçe derinleşen bu çukurdan milletin damarına ulaşırken benliğindeki iman ve ilim kokulu güçle İslam vadilerini emin adımlarla arşınladı. Hafızlık şanıyla sekiz yaşında karşılaşıp yirmisinde kucaklaştı. Hafızlık kandilini tutuşturup kâmil şükrünü tamamladı. Onca kabiliyeti ve zekasına asla vefasızlık edip hebaya uğratmadı. Okudu. Okudukça çoğaldı.Çoğaldıkça kaleme kağıda bürünüp eylem adamı, ak sineli, Rabbinden müjdeli Akif oldu. Garb’ın ilmiyle aydınlanıp, Şark’ın ahlakıyla ve dürüstlüğüyle nurlandı. Medeniyet burçlarında nam saldı kıta kıta.
Elinden gelemeyecek iş yoktu. Her daim sebatından hidayetleniyordu.Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, mütercim, yüzücü, milletvekili… Biz onun daima akla ilk gelen faziletli sıfatıyla şereflendik; Vatan Şairi Akif.. Elbette ziyadesiyle vurgundu vatanına lakin gönül şelalesi latif olan Allah nidalarıyla çağlardı ve ondan kalanlarla çağlarca mısralarında iman suretiyle nefeslenecek.Rükusu ,kıyamı, secdesi mahiyetinin ezberinden dökülürdü. Asr-ı saadetin yeni nesil gülü, hayatın gam ve keder yükünü Fatih yangınında evlerinin kül olmasıyla sırtladı. Hafızlık aşkını, kül edemeyen yangın alevlendirmişti. Eğitimi boyunca daima takdire şayan oldu. Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca dillerinde birinciliğin sahibiydi. Bundandır ya takvasına ve alimliğine yüce Kur’an’ı Kerim’in mealinin emanet edilebilirliği. Layığıyla üstesinden geldiği bu ulvi vazifeyi yerine getirsede bazı dayanaklarla teslim etmedi. Fikri hayatı alışagelmişin dışında bir suret kazanmıştı.
“Âşık oldum bir Mime
İnciler dizilmiş Cime
O öyle bir Cimdir ki
Eliften Kaf getirir Mime” *
Mehmet’imiz, Muhammed (sav) vurgunumuz, ümmetin Şems’ine, gülistanlar hükümdarına aşıktı. Çelikleşen tutkularıyla, çevikleşen nefsiyle koştu aguşunu açmış bekleyen Resule, üstün bir ecirle. Muhtaç olduğu mimden sallanan Muhammed Mustafa’nın (sav) şefaatine tutundu. Ruhu’l-Kudüs’ten gelen incili ayetleri ezber etmeliydi, Cebrail muştusunu. Esresinde soluklandı Elif sevdasının. Allah, azze ve celle. Ebu Kubeys dağı aşılmazdı ölü aşk diyarlarında. Kur’an sağanak olsa, Kabe tavafa doysa. Bilirdi Rabbi katında hükmü olan övülmüş kutsal hafızlığın rahmet cennetini.Nun gibi başında taşıdı sevdasını kah hokka, kah mürekkep kıldı alfabesini.
Hafızlık ki Asımın Nesline en çok yakışan, amellerin en faziletlisi. Rahlenin nakşından, hafızın bakışından akan yaş kadar masum. Mushaf nasıl ki kutsal, eller başlar üstünde, hafızım çıkmalı arş büstüne. Biz nasıl sonsuz muhafaza ediyorsak Kur’an’ı, Rabbim hiç narıyla muamele eder mi etten kemikten kelamına? Bundandır baştaki saçtan geçmek kolay, asıl kalender, hafız Akif gibi başından da geçer. Başlar sana feda… Vahşetlerin denk düştüğü bir devirde inançsız bir sine yüktür başa. Akif’im bu inançla düştü yola. Fıtratına düşmanlık etmedi ve işitti itaat etti, makamını yükseltti. Bu arada pek çok zorluğa göğüs gerdi, hakkıyla halka Hak hizmeti sundu. Çeşitli cemiyetlerde farklı görevlerde bulundu.
Çağın vicdanı Akif, vicdanını kanırtarak ezeli ahengin mizanında tarttı yaptıklarını. Savaşın soğuk ve tatsız cemali ardından milleti canlı tutmak ve yaşantılarında ye’se yer bırakmamak adına İstanbul’un büyük camilerinden Nasrullah Cami ve Fatih Camisinde vaazlar verdi. Tilavetin eşsiz ruhunu bir de ondan işitmeliydik. Akif’e göre camiler mabed değil, Mabud’a yükselmiş ibadettir. Kur’an da Mabuddan mahlûka mektuptur. Kürsülerde görmeliydik onu tıpkı Necid Çölleri’nde Rabbine Şanlı Bedir Askerleri misali cephede şehit düşenlerve zulme gark olan ümmet için el açmış yalvarırken. Sesinden bir demet iman doldurmalıydık paslı benliğimizin lâbirentlerine. Akif‘ im Fatihalarımız seninle…
Alelade bir zihin hezeyanı olmayan, inançlı, vakur, kendinden emin bir aklın ilmihalini damlattı kaleminden. Safha safha hücum ettirdi Safahatın şairi, Şair-i İslam. Gerek şiirlerindeki ayetler gerekse Sebil’ürReşad dergisindeki tefsirlerinde Kitab-ı Kutsiye olan sevdasına şahidiz, aşk bezirgânı. Lügatinden dökülenlerden;
“ Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”
İdrakimiz ona hayran hafızlar neferi. Hafızamın süsü dediği, ezberine kenetlediği her bir ayetin yüz rekât nafile namazdan hayırlı olan dayanağındaki evrenin sırrına mazhar olmaya çalıştık. Akif ki sinsi oyunların dalaveresinden köşe bucak kaçmış. Elleriyle iman, kabiliyet ve hafızlığı yoğurmuş. Serseri akıntıların hokkabazlığına ulanmamıştır.“ Cihan sessiz bir Kur’an, Kur’an da sessiz bir cihaddır.” * Cihadının izindeyiz. Yaradan’ın hikmet kalemi, hattatların eklem mahsulü, beşerin dermanı, sırlıhakikatların paravanı. Akif gibi hafızlarla miski amberin lezzetidir ciğerlerimize dolan.
Mısır dâhil Asya, Avrupa, Balkanlar ve Afrika’yı yakından tanımış ve niyeti daima İslam Birliği olmuştur. Ram olmak gayesiyle akvam-ı beşere karıştı. Sıladan dönüşü son yolculuğuna ferman oldu. Canından çok sevdiği fetanetli tabibimiz Muhammed Mustafa’ya (sav) onunla aynı yaşta siroz derdiyle, acılarının şükür niyazıyla göç etti, dil kâşifimiz, geldiği gibi bir zemheri ayında. Haddini bilen, kulluğunun hesabını bilemeyen Akif… Lakin hamd olsun biz biliyoruz ki sen cehennemin vacip olduğu on günahkâra şefaatçisin ve şüphesiz senin merteben okuduğun ayetin son noktasındadır. Şefaatine nail olabilmek duasıyla. Allah kelamını buram buram ezber eden ve zihnini ilahi zenginlik vuslatında buluşturan bütün hafızlara salat ve selam ile…
*Kur’an 96/1-5
*Âşık İmami
*A. Şeref Güzelyazıcı
* Bir şimdiki zaman şairi kitabı (Duran Boz)
AYNUR DOĞAN – 2013