![]() |
|
|
#1 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
biliyorum belki biraz değişik bir yere açtım ama canım buraya açmak istedi beni mazur görün inşaALLAH
Adamın biri otobüs şöförüne ''durdur arabayı ben namaz kılacağım demiş'' Otobüs şöförü ''manyakmısın kardeşim 25 tane yolcu var burda nasıl durdurayım KAZA yaparsın''demiş Adam ''ya ben kaza yapmadan sen kaza yaparsan !!!'' demiş
![]() |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#2 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
Sahabelerden biri, Hz. Ebûbekir in yanına gelerek:
- Çok günahkarım, der. Benim için dua eder misiniz?
Hz. Ebûbekir: - Yâ Rabbi, der. Bir günahkar, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle. |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#3 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
KABE'DE İLK DUA!
Mehmed Kırkıncı Hoca'ya, "Kabe'yi ilk defa görenin yapacağı dua mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: - "Ya Rabbi, burada edeceğim bütün duaları kabul eyle" diye dua edin. |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#4 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
Biri İmam-ı Âzam'a gelerek:
"Ya İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum. Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz. Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş. İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler: "Ben develerimi kalbime bağlamam ki, ahıra bağlarım..." |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#5 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül'e tembih etti:
- Akşam namazında camiye git,namaza gelen herkesi iftara davet et. Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Harun Reşid şaşırdı: - Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.. - Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış. |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#6 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
TEVEKKÜL BÖYLE Mİ OLUR?
Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yyıl) bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu. Yanına yaklaştı ve sordu: - Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun? Köle cevap verdi: - Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor. Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi: - Hey Şakik kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden Allah'a inanıyor, tevekkül ediyorsun, Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin? |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#7 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
ELHAMDÜLİLLAH MüSLüMANIZ
Kafkas kartalı diye anılan İmam Şamil, çarlık Rusya'sının düzenli ordularına karşı Kafkasya'nın bağımsızlığı için bir avuç fedakar ve sadık adamıyla uzun yıllar mücadele vermiş bir lider ve kahramandı Çarlık Rusya'sının her imkana sahip orduları karşısında, insan da dahil eksilen hiç bir-şeyi yerine koyamadığı için sonunda mağlup olmuş ve esir düşmüştü Fakat Rus çarı onu, cesaret ve kahramanlığına hayranlığından dolayı bir esir gibi değil bir misafir gibi karşılamıştı Üstelik sarayında Şeyh Şamil için bir de ziyafet düzenledi Yemek devam ederken, Çar kaba bir tarzda imam Şamil'in iştahlılığını iğnelemeye kalkıştı ve "Yahu bu adam beni de yiyecek" dedi Şeyh Şamil bu,sözün altında kalmadı Misafirini, iğnelemekten çekinmeyen bu kaba Rus'a tereddütsüz şu sözü söyledi: "Elhamdülillah biz Müslümanız, domuz eti yemeyiz" |
|
|
|
#8 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"diye. "Bakın göstereyim" demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..." |
|
| Bu mesaj için anadolu gençlik kullanıcısına teşekkür edenler: | hafa_gokhan (07-09-2009) |
|
|
#9 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
Kainatın en güzel melodisi... Adamın biri her zaman "Allah Allah" diye zikreder bu zikirden dolayı ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı. İki hece, tek yürek atışı… Al-lah, Al-lah, Al-lah, Al-lah, Al-lah… Adın ne güzel… ![]() Adın güzel ötesi, Rabbim (c.c.)… Bir gün şeytan gelip : - "Ne durmadan Allah Allah deyip duruyorsun bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah (c.c) "lebbeyk kulum." dedi mi sana... Hiç sende utanma sıkılma yok mu? Daha ne kadar Allah deyip duracaksın?" dedi. Bunun üzerine adam utandı sıkıldı zikri bıraktı. Gönlü kırılmış bir halde yattı uyudu. Rüyasında Hz. Hızır'ı gördü. Hızır ona : - "Neden yaptığın güzel işi terk ettin "Allah Allah" diye zikretmeyi bıraktın." dedi. Adam : - "Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. "lebbeyk-buyur-" sesi gelmedi. Kapıdan kovulmaktan korktum." dedi. Bunun üzerine Hz. Hızır : - "Senin Allah demen, Allah'ın (c.c) lebbeyk kulum - buyur kulum - demesidir. Allah (c.c) isminin zikrini herkese nasip eder mi, bunu sana nasip etmesi az şey mi?. dedi |
|
|
|
#10 |
|
Süper Modaratör
Üyelik tarihi: Feb 2009 Konuları: 116
Mesajlar: 764
Teşekkürleri: 143
101 mesajına 144 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
![]() Sadi Şirazî anlatıyor: “Çocukluğumda bir gece ibadet etmek niyetiyle,babamla birlikte geç vakte kadar oturmuştum.Bir ara pencereden dışarıya baktığımda,komşu evlerin karanlık olduğunu görerek; “Baba” dedim “Ne olurdu şu evlerdekiler de kalkıp iki rekât namaz kılsalardı.Ölü gibi uyuyorlar” Babam beni şaşırtan şu cevabı verdi: “Canım oğlum! Bu ibadetinden dolayı kendini üstün görüp halkı çekiştireceğine, keşke sende uyusaydın.” |
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|